Yabancı dil öğrenmek istiyorum. Ama neden?

Öncelikle dil eğitiminin size ne yönde katkı sağlayacağını kesinleştirmiş ve buna tüm kalbinizle inanmış olmanız gerekmektedir. Bu aşamada hangi dilin eğitimini alacağınıza da karar vermiş olmalısınız. Yani sizi gününüz koşullarında hangi dili bilmek bir adım öteye götürecektir bunu iyice tahlil etmeli ve buna göre bir dil eğitimi almalısınız. Hiç şüphesiz günümüz dünyasında en önemli dil İngilizcedir. Ancak şu da şüphesizdir ki; sadece İngilizce bilmek günümüz dünyasında, sizin istediğiniz seviyeye ulaşmanızda pek de yeterli olamayacaktır. Günümüzde İngilizce öğreniyor olmak değil; artık bu dili biliyor olmak gerekmektedir. Bu sebeple ikinci bir yabancı dil öğrenmek de kesinlikle yararınızadır. Gelişen dünya koşulları göz önüne alındığında günümüzde İngilizceden sonra sırasıyla en etkin kullanılan (öğrenilmesi gereken) Çince, İspanyolca,  Rusça ve Japonca dilleridir. Özellikle Çince (Mandarin) ve İspanyolca gelecekte çok önemli olacaktır. Bunu tahlil ederken şu bilgi size yardım olacaktır. Dünya üzerinde en çok konuşulan dil sıralaması size yardımcı olacaktır. Bu sıralamada, Çince (Mandarin) 1.2 milyar konuşucu ile birinci, İngilizce 400 milyon konuşucu ile ikinci, İspanyolca 375 milyon konuşucu ile üçüncü, Hintçe 275 milyon konuşucu ile dördüncü ve Türkçe 250 milyon konuşucu ile beşinci sıradadır. Almanca veya Fransızca artık ikinci bir dil olarak size pek fayda sağlamamaktadır. Ama örneğin Almanya ile iletişim ve ticaret içinde bulunulan bir şirkette çalışıyorsanız tabi ki de Almanca sizin için İngilizceden daha önemlidir. İşte hangi dili öğreneceğinize karar vermeniz bu noktada çok gerekli ve hayati bir niteliktedir. 

Dil öğrenmek kolaydır değil mi?  Aklımda bu yönde şüpheler var da? Hadi öğrenemezsem?

İlimin, bazı insanlardan çok az da olsa biraz fazla şey bilmenin, hiç kimseye bir zarar getireceği kanısında değilim. Yani ne kadar az da biliyor olsanız siz o iş için bir gayret göstermiş ve bazı şeyleri öğrenmiş olacaksınız. Olaya bu yönde bakmak gereklidir. Bir diğer aşamada, kendi anadilinizi kullanıyor; kulak, sesletme ve bedeni herhangi bir kusur içermiyorsanız ikinci bir yabancı dili öğrenmekte de hiçbir zorlanma çekeceğinize inanmıyorum. Bu gerek pedagoji gerekse tıp bilimi açısından sabit bir bilgidir. Yani herhangi bir dil ile iletişim kurabiliyorsanız ikinci bir dili de pekala öğrenebilirsiniz. Çekeceğiniz tek sıkıntı sesletme olacaktır ama bu da zamanla üstesinden gelinebilecek bir yabancı dil öğrenme problemidir.  

Ne amaçla dil eğitimi alsam benim için daha iyi olur?

İlk iki noktada karar kılmış yani dil öğrenme ihtiyacınızı kabul etmiş ve hangi yabancı dili ikinci dil olarak öğreneceğinize karar vermişseniz; bir sonraki aşamada bu sorunun yer alması ve cevaplanması gerekmektedir. Dili ne amaçla öğreneceksiniz? Öncelikle bu ortaya konmalıdır. İstediğiniz amaç ne? Dili nerelerde kullanmak istiyorsunuz?

Eğer Türkiye koşullarında vazgeçilmez İngilizce ve bu dil eğitimini sağlayan kurum daha fazla olduğu için tanımlamaları ve tavsiyeleri bu dile özgü yapmak daha yardımcı olacaktır. Eğer herhangi bir sınava yönelik hazırlanacaksanız (KPDS, ÜDS, YDS vs…) alacağınız eğitim başka; eğer konuşmaya yönelik bir dil kullanımı ihtiyacınız varsa alacağımız eğitim başka olmalıdır. Fakat ne olursa olsun o dili konuşabilmek ve anlayabilmek ilk amaç olmalıdır. Unutmayın, sadece konuşmak ve konuşulanı anlayabilmek değil okuduğunu anlamak da bu iki eğitim süreci için geçerlidir.

Sınav için İngilizce eğitimi çıkmış soruların tekrar çözümünü veya anlatılan dilbilgisi konularına paralel olarak soru çözüm tekniklerinin gösterilmesini kapsar. Bu sebeple konuşma veya aktif bir şekilde İngilizceyi kullanmak isteyen kişinin tercihi bu grup olamaz. O tip kişilerin konuşma gruplarına dahil olmalı ve o yönde eğitim almaları gerekmektedir.

Peki bu işi kendim halledebilir miyim?

Yabancı dil eğitiminin başlangıç seviyesinde anlamanızı kolaylaştıracak yönde eğitim almanız veya bir kişi tarafından yönlendirilmeniz gerekmektedir. Fakat yabancı dilde belli bir seviyeye ulaşmış bir dil öğrenicisi bireysel çalışma ve gayret ile dilini geliştirebilir. Dilbilgisel işleyişi ve sözcük ayrımlarını edinmiş bir öğrenci dilbilgisi kitaplarından, makalelerden, videolardan faydalanabilir ve gelişimi bu şekilde sağlayabilir. Fakat başlangıçta da söylediğim gibi bir yönlendirici veya güzel hazırlanmış (öğrenmeyi kolaylaştırıcı) materyaller kullanılması şarttır.

 “Yok ben sıfırım” Peki nasıl öğrenebilirim? Bir kuruma mı gitmeliyim yoksa özel ders mi almalıyım?

: ) Eğer bir sınava yönelik çalışmıyor ve amacınız sadece İngilizceyi aktif şekilde kullanmak ise; bilinenin aksine –özel ders ile karşılaştırıldığında- bir kuruma (sınıf) dahil olmanız sizin için daha faydalıdır. Çünkü İngilizce öğreniminde karşılıklı konuşmalar ve sınıf içi diyaloglar ne kadar çok olursa dil öğreniminiz olumlu yönde etkilenecektir. Ayrıca bu yönde bir eğitim, konuşma ve dinlediğinizi anlama becerilerinizin daha çok ve çabuk gelişmesine olanak sağlayacaktır.

Sınava yönelik çalışan arkadaşlar için de grup dersleri daha iyidir fakat belli bir sınava yönelik oluşturulmamış bir grupta yer alıyorsanız sınava girdiğinizde “bu da ne?” durumuna düşebilirsiniz. Bu tip bir durumda özel ders şeklinde çalışmak size daha çok vakit ayrılmasına ve daha detaylı taramalar yapabilmenize imkan sağlayacaktır.

Herhangi bir dil sınava girmeyeceğim ve biraz biliyorum ama illa kursa gitmem gerekir mi?

Eğer okuduğunuzu, dinlediğinizi anlıyorsanız herhangi bir kursa gitmenize gerek yoktur. Fakat burada okuma ve dinlediğini anlamadan kasıt bireysel olarak dilbilgisi kitabından İngilizce çalışacak, sesletmede çok problem yaşamayacak ve temel konuşmaları (bir dizi, bir programın %60’ı) anlayabilen arkadaşlar içindir. Bu grupların haricindeki arkadaşlar kendi kendilerine çalışabilecek seviyeye kadar bir kurs veya İngilizce ders takibi yapmak zorundadırlar; daha sonra kendileri dil seviyelerini ilerletebilirler. Önemli olan her aşamada işin ehli insanlarla iletişim kurmak ve istekli olmaktır.

Bunun haricinde internet üzerinde yer alan aktivite ve İngilizce eğitimi veren siteler de bir öğretmen kadar olmasa da size İngilizce adına birçok yol gösterebilir.

Tamam… İngilizce öğreneceğim… Peki, nasıl bir kurs?

Buna bu yazı değil siz karar verebilirsiniz. Ancak bu yazının niteliği yol göstermek olduğuna göre; öncelikle kendinizi rahat hissettiğiniz ve bu adamlar bu işin ehli dediğiniz insanlarla iletişime geçin. Kurumun bulunduğunuz yerdeki başarısı elbette yadırganamaz ancak yeni olması o işi becerememesi anlamına da gelmemektedir. Bu sebeple yüz yüze görüşün. Sınıf koşulları, eğitim yöntemleri vb… konularda bilgi alın. İlerleyen süreçte aklınıza gelebilecek tüm soruları kayıt döneminizde sorun.

Hobbala! Kayıt nereden çıktı! Daha dur! Kaç kişilikmiş? Bir soralım!

En ideal eğitim yöntemi eğitimin – bu kural sadece İngilizce için geçerli değildir- az kişilik sınıflarda yapılmasıdır; fakat az kişiden kasıt 3 kişi değildir. İdeal bir dil kursu sınıfı 10 kişi olmalıdır ve ideal mevcut 8-12 kişidir. Bu sayının altı veya üstü eğitiminizi ciddi anlamda etkileyecek ve sizin başarısız olmanıza sebep olacaktır. Özellikle İngilizce eğitiminde az kişilik sınıflarda bir konu üzerinde farklı çeşitlendirme olamadığı için (iletişimsel yöntemle eğitim veren kurumlarda eğitim soru-cevap ve konuşma yoğunluklu program şeklinde yürütülür) dersler size sıkıcı gelebilir. Kalabalık sınıflarda ise her öğrenci konuşamadığı için öğrenci dili kullanamaz ve bunun denetlenmesi öğretmen adına da çok zordur.

15 kişilik bir kurs buldum ama ileride sayı artabilir diyorlar? 

İşte bu, duyacağınız ilk kurumsal kurallardandır! Çünkü eğitim süresinde sınıf içerisine katılımlar ve buna bağlı olarak mevcudun artması sizi ve dersleri olumsuz yönden etkileyecektir. Hemen uzaklaşın!

Burası 10 kişilik fena değil… U düzeni sınıflar falan var ama?

Biraz daha ideal bir kurum bulmuşsunuz gibi. Tabi ki yine de işlerin işleyişi önemli… U düzeni olması gayet güzel. Modern eğitim yöntemleri sınıfın U düzeninde veya herkesin tahtayı net göreceği oval arkaya doğru yükselen (tiyatro, sinema gibi) şekilde tasarlanmış sınıflar betimlemektedir. Dil eğitiminde ise U veya O düzeninde küçük sınıflar ve maksimum 10 kişilik sınıflar eğitim için gayet idealdir.

Tamam o zaman şimdi ne sorayım?

Şimdi sırada sınıf gezmek olacaktır ve şunu hissedin sınıfa girdiğiniz anda orası size sıkıcı mı yoksa rahat bir ortam gibi mi geliyor. Eğer rahat geliyorsa problem yok. Bir de sınıfların teknolojik bakımdan ne kadar donanımlı olduğuna bakın. Örneğin projeksiyon, bilgisayar ve dijital ses sistemi yer alıyor mu? Bunların derslerde ne amaçla kullanıldığını sorun. Teknolojik bakımdan donanımlı (her tür aktivite için gereklidir), maksimum 10-12 kişilik ve birebir eğitimi sağlayan U veya O düzeninde tasarlanmış bir sınıf ideal bir dil sınıfıdır.

Maddi boyutu hallettik gelelim manevi boyuta?

İyi bir kurs iyi bir donanımın yanında iyi bir eğitimi de getirmelidir. Bu noktada, öğretmenlerin yaşları, öğretmenlik tecrübeleri, sınıf içinde dersin işleyişi ve bu tür bilgiler de kurs seçiminde ikinci en önemli planda olan hususlardır.

Derslerde ne tip bir dil yönteminin kullanıldığı (işitsel, görsel, dilbilgisel vb…) sizin için önemlidir. Çünkü dil öğreniminde –Türkiye koşullarında dilbilgiseldir- en ideal yaklaşım işitsel ve görsel yaklaşımdır.  

Kurumun yeni veya eski olmasının bir önemi var mı?

Eski bir dil kurumu tabi ki iyi olacaktır ancak yeni bir kurum da yadırganmamalıdır. Unutmayınız ki; kalite fiyat ile belirlenir ancak her fiyat veya kaliteli şey sizin onu beğeneceğiniz anlamına gelmez.

Peki kayıt olmasam da, derslerin işleyişine bir baksam?

Bir dil kurumunun temelde sağlayacağı en önemli hizmet bu madde olmalıdır. Çünkü her insan farklı öğrenim ve işlemleme süreçlerine sahiptir. Bu nedenle her tip öğrencide işe yarayan dil eğitim metodu bir öğrencide geri tepebilir. O öğrenci o işleyişe alışkın değil veya sınıf içi uyum psikolojisine sahip olabilir. Bu sebeple kayıt olacağınız kuruma belli bir süre kursu takip edip edemeyeceğinizi sorunuz. Bu size ders işleyişi ve kurum hakkında daha net bilgiler sunacaktır. Çoğu kurum bu tip bir hizmeti seve seve yapmaktadır çünkü bu hizmet kurumların da öğrenciler hakkında bilgiler edinmelerini sağlamaktadır.

Derse girdim. Bir de ne göreyim! Çoluk çocuk sınıfı burası?

Bu da eğitim süresince önemli olacak bir nokta. Yani dahil olduğunuz grup arkadaşlarınız hem seviye (lise, üniversite mezunu vb…) hem de yaş olarak uyumlu olmalıdır. Kurumlar bunu gözetmeli ve buna göre sınıflar belirlenmelidir. Çünkü kendinizden büyüklerin olduğu bir sınıfta içinize kapanır ve öğrenemezsiniz. Veya kültürel farklar da ders akışında ve dil karşılaştırmalarında sıkıntı yaratabilir.

Kurs tüm vaktimi kapsayacak mı? Özelim var sıkıntıya gelemem!!!

Kur süreleri ve hafta boyunca aldığınız ders saati kurumdan kuruma ve sizin tercihlerinize göre değişmektedir. Ancak bu işi kafaya takmış ve bir an önce halletmek istiyorsanız bu işe odaklanmanız daha kısa sürede daha net bir ilerleme sağlayacaktır. Ancak genel olarak dil eğitimleri çok yoğun şekilde olmaz ve dershane gibi tüm gününüzü kapsamaz.

Bir de bilgisayar kursu vardı yaaa… Çakışacak şimdi?

Az önceki maddede de değindiğim gibi İngilizce kursları –eğer bir sınava yönelik hazırlanmıyorsanız- çok yoğun takip ve zaman gerektiren bir kurs türü değildir.

Kur süresi nedir?

Kur, İngilizce’de seviyeler halinde gelişmenizin takip edilmesini sağlayan sistemdir. Bir çeşit müfredat yöntemidir. Kurumdan kuruma kur sayıları ve süreleri değişebilir.

Kur neye göre belirlenir?

Normal bir öğrenim süresince öğrencinin orta seviyede İngilizceyi öğrenmesi kurum takibi adına yeterlidir. Yazımın öncesinde de değindiğim gibi belli bir seviyeye ulaşmış dil öğrencisi bireysel çalışma yaparak İngilizce bilgisini ilerletebilir. Tüm yabancı dil eğitim kitapları uluslararası olarak kabul gören 6 seviyeyi içerir ve buna göre düzenlenir. Dil eğitimi veren kurumlar kendi nitelik ve niceliklerine göre herhangi bir dil eğitim kitabını kurum olarak belirlerler. Bu kitap kurum öğretmenleri tarafından incelenir ve kurlara (öğrenci bunu ilişkilendirerek en rahat nasıl öğrenir anlamında) bölünür. Kurlar bu sebeple kitabın ünite sayısı, kurumun ders sayısı ve belirlediği kur süresi ve eğitim yöntemleri ölçütlerinde değişiklik gösterebilir. Yani, bir kurum 8 kur diğer bir kurum 12 kurda İngilizce eğitimi sağlıyorsa bu biri iyi (>>daha uzun) diğeri kötü (>>kısa) manasına gelmemektedir. Kur sayısı kurum ve ders kitabına göre değişebilir. Ortalama bir süreçte bir kur 2-3 ay sürer. Ve her seviye ortalama 3 kurdur. Bu mantıkla orta seviyeye kadar kursa takip etmeniz gereken süre kabaca 12 aydır. Bu süre kurumlara bağlı olarak 10-16 ay arasında değişiklik gösterebilir.

Bir kur ne kadar sürmeli?

Seviyenize ve kurumun eğitim yöntemlerine göre değişkenlik gösterebilir. English Studio’da bir seviye ortalama 100 ders saatinde bitirilmektedir. (2-3 ay)

Seviye mi o da ne? Ben sıfırım dedim ya?

İngilizce öğrenmek isteyen dil öğrencilerinin İngilizceyi belli bir aşama ile öğrenmelerini sağlayan sistematik seviyelerdir. Örneğin başlangıç, orta, ileri şeklinde üçe ayırabiliriz. İngilizce için bu seviyeler uluslararası dil portfolyosu tarafından da belirtildiği üzere A1, A2, B1, B2, C1 ve C2 olmak üzere 6 adettir. Temel ihtiyaçları halletmek ve ben bu dili biliyorum demek için ilk dört seviye eğitim almak gerekmektedir. 

Kur ve seviye aynı şey midir?

Bir açıdan aynıdır diyebiliriz. Bu da şu; seviye, İngilizce eğitmenlerinin belirleyerek böldükleri genel İngilizce basamaklarını betimleyen bir müfredat; kur ise kurum tarafından o seviyelerin daha minik basamaklara ayrılması demektir.

Peki hadi biraz biliyorsam? Veya ben sıfırsam ve beni seviyemden daha iyi bir sınıfa koyarlarsa?

İşte bu noktadaki kaygınız gayet mantıklı ve etkilidir. Tahmin ettiğiniz gibi iyi seviyede bir sınıfta iseniz bu öğreniminizi en üst seviyede ve olumsuz yönde etkileyecektir. Hiçbir şey bilmiyorsanız pek korkmanıza gerek yok çünkü başlangıç seviyesi bir sınıfa yerleştirilirsiniz.

Yerleştirilir miyim? Nasıl yani? ÖYS gibi mi?

Tabii ki hayır bu devrede kurumlarda sınıf seviyelerini betimlemek için seviye tespit sınavına dahil olursunuz ve bu sınav sizin İngilizce seviyenizi ve o kurumda hangi kur sınıfına dahil olmanız gerektiğini belirler. Kurumun düzenlediği dil seviye belirleme yöntemi aslında kurum hakkında birçok detay verecektir. Örneğin, dilbilgisi ağırlıklı ve çoktan seçmeli bir sınava girmişseniz, kurum size bunu vaat ediyor anlamına gelmektedir. Eğer sözlü bir sınava tabi olmuşsanız o kurum konuşma ağırlıklı program yürütüyor demektir. 

Sınava girdim “A2” isem benim kurum nedir?

Dediğim gibi ilk 6 İngilizce seviyenin 2. seviyesindesiniz. Yani, orta dereceye yakın bir İngilizce bilginiz var. Ve gideceğiniz kurumda farz edelim ki bir kur 3 ayda bitiriliyor ve her seviye 1 kurdan oluşuyor. Yani toplam süre 18 ay olarak belirlenmiş ve siz 2. kurdan başlayacaksınız demektir. 

Kayıt olmayı düşünüyorum da fiyatlar kafama takılıyor?

Fiyatlar çok çeşitlilik göstermektedir. Ancak bilmeniz gereken ücretlendirmenin ne şekilde hesaplandığıdır. Ücretlendirme kurumun belirlediği bir ders ücretinin kur boyunca alacağınız toplam ders saati ile çarpılması ile bulunur. Örneğin 1 kurun bir ayda geçileceği, 1 ayda 36 ders alacağınız bir kurumda bir ders ücretinin 5 YTL olduğunu düşünelim. Bir ay için ödemeniz gereken tutar 5×36= 180 YTL dir. Bu sebeple, bir ders ücreti birim fiyatını sormanız önemlidir. Ancak, kısa süreli bir dil eğitimi çok sğalıklı olmadığı için kruumlar daha çok kur sistemlerini açıklayarak, kursiyerlerini bu programlara kayıt almak isterler. Bu sayede, daha uzun süreli eğitim ve daha fazla ders saati, daha hesaplı şekilde gerçekleşmiş olur. Kurum ücretlerini ders ücreti haricinde, kurumun yapısı, giderleri, çalıştırdığı öğretmenlerin kalitesine bağlı olarak ödediği ekstra ücretler gibi diğer faktörler de etkileyebilir. Ticari dünyada bunun bir çok örneğini aslında hepimiz biliyoruz, 50 liraya da ayakkabı satın alabilirsiniz, 500 liraya da… Dolayısıyla, kurumlar farklı etkenlerle farklı fiyat politikaları uygulayabiliyorlar. Sizin için önemli olan, verdiğiniz maddi bedelin, dil eğitimi karşılığını alıp alamadığınızı kontrol etmektir. 

Hmm! Peki, başlangıçta neler yapmalıyım?

Yabancı Dil Öğrenimi Başlığı altında bulunulan tavsiyeleri okuduysanız; öncelikle İngilizceye dair bilginiz olsa da olmasa da; yıllardır İngilizce konuşuyormuş gibi davranın. Bu size özgüven kazandıracaktır ve özgüven dil öğreniminde (özellikle konuşma becerinizin gelişmesinde) çok önemlidir. Daha sonra dersleri ders saatinde takip etmeye çalışın ve kaçırdığınız bir ders saatini bile öğretmeninizden talep edin. Çünkü İngilizce gelişimi üst üste basamaklar halinde ilerler. Örneğin matematik böyle değildir. İyi bir öğretmen 4 işlem bilen bir öğrenciye çoğu matematik konusunu anlatabilir; fakat İngilizcede konular üst üste gelerek ilerler ve özellikle sıfır bilgiye sahip arkadaşların başlangıç seviyesi derslerini kaçırmaları ileride ciddi sıkıntılara sebebiyet verir. Ve bu noktada en iyi kurum, en kaliteli öğretmen olsa bile herhangi bir gelişme kaydedilemez. 

Daha sonra derslerde olabildiğince konuşmaya gayret edin. Grup tartışmalarına katılın ve asla hata yapmaktan korkmayın. Sınıf içerisinde konuşmaya gayret eden ve anlamadığı yeri anında soran bir öğrenci olmaya gayret edin.

Ödevlendirme ve ders takibini düzenli bir şekilde yapın. Ödevlendirme İngilizce dersi için çok önemlidir ve ciddi takip gerektirir.

Öğrendiğiniz her kelimeyi günü gününe tekrar edin ve bu hususta samimi olun. Öğrenme gerçekleşmiş gibi görünür; fakat 1 ay içerisinde tüm ilk ders bilgilerinizi hatırlamayabilirsiniz.

Ya da başlangıçta neler yapmamalıyım?

Asla hata yaparım düşüncesine kapılmayın. Zaten hata yapmayacak seviyede iseniz dil öğrenmek için bir kuruma gitmenize gerek yok. Bu şekilde düşünerek hareket edin ve sınıf içerisinde pasif bir konumda yer almayın.

Kurs saatleri konusunda kaygım yok? Ama yine de en uygun saatleri bilmek isterim?

Bilindiği gibi eğitim için en ideal saatler sabah saatleridir. Çünkü bu saatler iyi bir uykunun ardından zihnin uyanık halde olması ve bedenin henüz yorgun olmamasıdır. Her iki etken de sizin derste daha aktif olmanızı sağlayacaktır. Bu sebeple mümkünse sabah derslerini tercih ediniz.

Ancak çalışıyor ve sadece akşamları kursa vakit ayırabilecek durumdaysanız; akşam saatlerinin geç vakitlerini tercih ediniz yine de hafta sonu tercih etme şansınız varsa imkanınızı hafta sonu sabah yönünde değerlendirmeye çalışınız.

Her iki tip grupta da eğer istekli iseniz herhangi bir problem yaşamazsınız.

Derslerim başladı ve gayet iyi ama kimi zaman anlıyor kimi zaman bön bön bakıyorum?

Her kurumun kendine özgü eğitim yöntemi vardır hatta bu yöntem pedagojik manada farklı olmasa da kurum içerisindeki öğretmenlerin ders anlatım yöntemleri bile farklı olabilir. Bu sebeple önemli olan kurumun ne yönde bir eğitim yöntemi uyguladığı değil sizin verilen eğitimle dil öğrenip öğrenemediğinizdir. Bu noktada farklı görüşler ortaya atabilir ve kendinizi savunabilirsiniz.

Bilindiği gibi insan zihni resimleri ve sayısal işlemleri ayrı ayrı algılar. Resimler ve sayısal bilgilerin zihinsel bellekteki kalıcılığı sözel metinlere göre daha uzundur. Bunun en güzel kanıtı yolda giderken ilkokul arkadaşınızı görür ve tanırsınız fakat ismini hatırlamazsınız.

Bu sebeple kurumun eğitim yöntemlerini irdelemeli ve kendinize uygun olup olmadığını düşünmelisiniz. Örneğin görsel metinlerle eğitim görmeye alışmamış bir öğrenci işitsel ve görsel yöntemle ders anlatılan bir kurumda zorlanacak ve sözel kurallarla dil öğrenme gayreti içinde olduğundan o kurumdan yeteri kadar istifade edemeyecektir. Veya bir başka öğrenci daha önce sözlü metinlerle eğitim sağlayamamışsa görsel ve işitsel yöntemlerin kullanıldığı bir sınıfta daha başarılı olacaktır.

Bu sürecin belirlenmesi için de yazımızın başında da değindiğimiz gibi kişi denemelik derslere girmeli ve kurum hakkında bireysel düşüncelere sahip olmalıdır.

Aaa! Şimdi hatırladım. Ben uzun süre kursa gelemeyeceğim ve eğitimime bu kurumun dışında başka bir kurumda devam edeceğim. Peki, şimdi ne olacak?

Olacak çok da önemli bir şey yok. Tüm kurumların kur sistemleri aşağı yukarı aynıdır çünkü önceden de belirttiğimiz gibi kurumlar kur sistemlerini var olan İngilizce eğitim kaynaklarına göre düzenlerler ve bu kaynaklar belli pedagojik sistemlerle birbirlerine yakın olarak düzenlenmişlerdir. Örneğin siz bulunduğunuz yerde vakit kaybetmemek amacıyla dil eğitimine başladınız ve 2. kur bitiminde kurumla irtibatınızı kesip bir başka şehre gittiniz ve eğitiminize burada devam etme kararı verdiniz. Bu noktada gittiğiniz yerde başvuracağınız kurumun seviye tespit veya kur tespit sınavına katılırsınız ve bu sınavla belirlenen kurunuza göre size uygun bir sınıfa yerleştirilirsiniz. Yani iki kurum arasındaki eğitim süresi kaybı ne kadar azsa gittiğiniz kurumlar arasındaki fark da o derece azalır. Ancak siz ilk kurumu bıraktıktan 1 yıl sonra farklı bir kuruma giderseniz büyük olasılıkla 1. kurdan tekrar başlatılırsınız çünkü İngilizce bu noktada gayet nankördür. Siz onu terk ettiğinizde o sizi çoktan terk etmiştir.  

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir