DİL nedir?

Bir organ. Evet doğru… Dilin üretim süresince seslerin düzgün olarak sesletilmesinde çok etkin rol oynayan bir organ…

Başka dil de mi var?

Elbette… Bir de bir duyguyu, durumu, eylemi, düşünceyi iletişim amacı ile diğer insanlara aktarmayı sağlayan sözcüklerden, işaretlerden ve anlamlı sözcük dizilerinden oluşan bir yapı var.

Dil neden var peki?

İnsan sosyal bir varlıktır. Diğer insanlar ile birlikte yaşar. Onlara duygularını ve düşüncelerini aktarmak ister. Dolayısıyla dil de vardır. İnsanın olduğu her yerde öyle ya da böyle bir dil veya dil biçimi vardır.

Dil nasıl ortaya çıkar?

Nasıl ortaya çıktığı bilinmese de, neden ortaya çıktığı çok kolay bilinebilir… İnsanın bir şeyleri anlatma ve aktarma ihtiyacı…

Her şey aktarılabilir mi dille?

Aklınıza gelen yahut gelmeden tepkisel olarak “kafa sallamanız” bile…

Peki dil olmasaydı?

Dil mutlaka sözcükler ile olmak zorunda değildir. Örneğin ses ve işaretler ile de duygular ve düşünceler aktarılabilir. Bunlar da bir çeşit dildir.

Aaa. Öyle diller de mi var?

Tabii ki. Eski Mısır’a ait belgeselleri izlediyseniz mutlaka zihninizde kuş, böcek, güneş ve bu tip resimler kalmıştır. Bunlar o medeniyetin göstergeleridir ve dillerinin resim diline dayandığını göstermektedir. Kör insanlar işaret dilini kullanırlar ve bizler de kimi zaman “kafamızı sallayarak” bir çeşit işaret dili kullanırız. Hayvanlar ise sesler ile temel ihtiyaçlarını dile getirirler.

Aaa. Hayvanlarda mı konuşur?

Biz gibi olmasa da evet… Bilinen birçok hayvanın kendi aralarında temel ihtiyaçları için iletişim kurdukları bilinmektedir.

Kimlerin dil adına bir kârı var ki sen bunları yazıyorsun?

Bizim, hepimizin. Çünkü, dil bir ihtiyaçtır… Yemek, içmek gibi… Ancak, dil insanlarla iletişim kurmamızı sağladığı için kimi zaman bu ihtiyaçların üstüne çıkmaktadır.

Bunu bir tümce ile açıklasanız?

“Dil sosyal bir ihtiyaçtır.” İnsan çevresindeki insanlar ile iletişim kurarak yaşar ve bu imkanı insana dil sağlar. Onu sosyalleştirir. Hayvanlardan ayırır.

“Dil sosyal bir ihtiyaçtır.” Başka?

Dil aynı zamanda insanlar ve insanlar arasında kültürel bir bağ oluşturur. Bir başka deyişle, kültürler dil ile aktarılır. Dolayısıyla dil sadece insanlar arasında değil toplumlar arasında da kültürel bir bağ kurar. Bu tanımlama ile “Dil evrensel bir araçtır.” diyebiliriz.

Nasıl Yani?

Dil ile insanlar diğer insanların dünya görüşlerini ve algılamalarını öğrenirler. Kültürel geçişler böyle bir bağ oluşturur. Dilde bulunan sözcükler ve bu sözcüklerin sistematik analizleri ile dil-toplum-kültür üçgeni adına birçok veri elde edilebilir.

Biraz daha açsak bu konuyu?

Dil adına yeni yeni bir şeyler okumaya başlayan birisi için çok iştahlısınız… Bu iştahınızı kaçırmak istemem, ancak; bu durum Dil ve Toplum başlığı altında değerlendirilecektir. Ancak temelde şu noktadan ayrılmamak gerekir; dil biz ile başlar ve bizimle gelişir. Ancak öyle ya da böyle bizi de etkileyebilir.

Nasıl ya? Anlamadım. Dil beni nasıl etkiler? Fiziksel açıdan da etkiler mi?

Dilin başlangıcı adına Bebek Dili ve Anadil Edinimi başlığı altında değinilecektir. Etkileme. Tabii ki saç veya göz renginizi değiştirmez. Ancak diğer insanların dünyaya bakışlarını öğrenmek, sizin dünya görüşlerinizi de doğrudan etkiler ve biçimler. Olayı daha temelde de düşünebiliriz. Anadilini yeni öğrenen bir bebeğin gırtlak yapısı ve ses tonu o dile özgü olarak gelişir. Bu da bir açıdan “Dilin insan üzerinde fiziksel bazı yaptırımları vardır.” anlamına gelir.

O halde dil mi beni etkiler? Ben mi dili? Çelişiyorsunuz gibi ya da ben anlayamadım.

Kafanızın karışması normaldir. Dili insanlar oluşturur ve bu noktada bir dili o dili konuşan insanlar meydana getirir. Daha sonra, konuşulan dil ile insanlar, diğer dilleri konuşan insanlarla etkileşime girer. O insanların kullanımları sayesinde dil insanları etkilemeye başlar… Yani, başta biz dili, daha sonra o bizi etkiler veya etkileyebilir.

O zaman ben de bir dil oluştururum. Onu kullanırım?

🙂 neden olmasın. İletişim kurabilecek birilerini bulduğunuz sürece bu tip bir çalışma yapabilirsiniz. Ancak unutmayın konuşacak birileri olmalı. Literatürde de bu tip diller tanımlanmaktadır. “jargon” adı verilen bu dillere örnek olarak “tıp jargonu” verilebilir. Yani bir araya gelen ve kendi aralarında konuşan doktorları anlamama sebebimiz kişilerin ortak bir bilgi çevresinde belli kavramlar ile konuşuyor olmalarıdır. Biz Türkçe bildiğimiz halde yabancı olduğumuz sözcükler kullanıldığı için bu dil bir jargondur.

Peki, başka bir dil öğrenilebilir mi?

Anadili ile iletişim kurabilen herkes başka bir dili tabi ki de öğrenebilir.

Yorum Yap

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir